24.9.2018 : 0:23 : +0200

AHLAK ve İKRAR

Kızılbaş Alevi inancında ahlak anlayışının en büyük koruyucusu Hızır’a olan inançtır. Hızır’a olan manevi muhabbet yoksa, ahlakta yoktur.

Ermişlerin, Evliyaların müsahibi Bozatlı Hızır`dır.

Hem dünyevi, hemde semavidır.

Alevi Kızılbaş inancında Baharın ve bereketin Tanrısı Bozatlı Hızır`a yürekten ikrar verenler, sabır, sebat, metanet, doğruluk ve edeb sahibidirler. Onlarda kin ve kibir, yalan ve gıybet, öfke ve riya olmaz. Bu vasıflara sahip kişiler, yürekten manevi bir temizliğe kavuşanlardır. Onlar yorulup yollarda kalmaz.

 

Anadolu Kızılbaş Alevi Pirleri ve onlara ikrar bend olanlar, ecdatlarından kendilerine yadigar kalan inanç kimliklerini hiç bir zaman boyunlarından çıkarmadılar. Bu kimlik onlarda yüce bir ahlak oluşturdu. Hızır’a olan inanç sevgi ve muhabbet duyguları zayıfladımı veya yok oldumu, o inanç toplumu içindeki bireylerin veya o toplumun ahlakıda zayıflar. Alevi  ahlakının temeli, aklın yarattığı inancıdır. Bu inancın kadim Pirler’inin sözlü buyruklarına  emir ve yasaklarına harfiyen uyup ve yaşamlarında  uygulayanlar yanılmazlığa düşmeyenlerdir.

 

Aleviler yurtdışı dediğimiz Avrupa’da son yirmi yılda en büyük tehlikeleri göze alarak ve hiç bir fedakarlıktan kaçınmıyarak bugünkü güçlü ve onurlu sivil toplum örgütünü oluşturdular. Bu örgütlenmenin içinde görev alan yöneticilerin hiç biri kişisel ikbal hesaplarıni yapmadı. Fedakarlıkların en büyüğünü yaparak ve özverili davranarak, kendisiyle onur duyduğumuz, Alevileri temsil eden saygın bir kurum yaratıldı. Bu yaratılışın ve oluşumun dinamiklerinin gücü, Alevi inanç ahlakının mayasıyla hamuru yoğrulmuş ecdatlarından kendilerine mirastır.

 

İnsan yaratılış itibariyle bencildir. Kişisel çıkar ve menfaatler, arzu ve ihtirasları söz konusu olunca başkalarının haklarına tecavüz etmekten sakınmaz. İçinde yaşadığımız toplum ilişkilerinde olsun veya  aile hayatında olsun, zaman zaman  ikrar ve ibadet mabedi yıkılanlarda bu tür davranışa rastlanıyor. Gözümüz gibi sevdiğimiz ve  oluşturduğumuz örgütlü yapının ahenkli bir biçimde yürüyüp gitmesi için, AABF önündeki büyük projelerin hayata kavuşması için, ulu Pirlerimizin mayasını attığı Alevi ahlak kurallarına azami dikkati göstermek gerekir. Hareketin içindeki bireyler bir bütün olarak buna dikkat ederse aşırı istekler frenlenir ve bencillikler törpülenir. Örgütlenmenin her alandaki başarısı ancak Alevi ahlak kurallarını benimsemiş kişilerle olur. Ahlaklı kişi inancı gibi işine sarılır. İşi ve önüne koyduğu, varmak istediği hedef inancı olur. Alevi inanç ve ibadetini, Pir ve talip ilişkilerini bilen kişiler, çatı örğütünün bütün aldığı kararlara harfiyen uyar.

 

Çünkü bunun bir ikrar olduğunu bilir. Bu ikrar sahiplerinde sorumluluk ve görev duygusu oluşur. İkrar veren ve ikrarında duranlar, kötülüklerden uzaklaşırlar. İkrar sahibi olan kişide hak ve adalet duyguları gelişir. İkrar aynı zamanda sevgi merhamet ve şefkat kaynağıdır. İkrar vermek, ikrarda durmak kişiye huzur ve mutluluk kaynağı olur. İkrar duyguları yüceltir, faydasız olanı bıraktırır, insanı olgunluğa ulaştırır. İkrar veren kişi çalışmayı sever, haksız kazancın peşinden koşmaz, sabır, metanet, doğruluk, edep gibi bütün iyi duyguları ve alışkanlıkları kazanır, her türlü öfkeden, riya ve hırstan uzak olur. Ahlaklı ve ikrarlı talip ancak o zaman manevi temizlige ulaşmış olur.

 

Ahlaklı ve ikrarlı Alevilerin korkusuzca AABF’ye sahip çıkmaları Alevi toplumunun büyük bir kesimine yansıyor. Bu sahiplenme aynı zamanda örgütlü olmayan Alevilerinde huzur ve mutluluğunu sağlıyor. Cem Evleriyle ilgili talepler, mecburi din derslerinin kaldırılması, Aleviligin kendi başına bir inanç olduğunun tartışılması, Alevi yerleşim birimlerine camilerin yaptırılmaması, Alevilerin ödediği vergilerle, Alevi Cem Evlerine hizmet götürülmesi, Madımak Oteli’nin müzeye çevrilmesi talepleri, yazılı ve görsel medyada çıktıkça, sessiz ve örgütlü olmayan Alevilerde içten bir sahiplenme duygusu her gün büyüyerek gelişiyor.

 

Anadolu Kızılbaş Alevilerinde birlik ve beraberlik ruhu, kendi aralarındaki düzensizliği ve düşmanlığı red eder. Talipler kendi aralarında kardeştirler, biri birlerine karşı merhametli ve yumuşak, hasetlik ve düşmanlık yapanlara karşı korkusuzca dikilir, cesur dururlar. Birbirlerine yardım için çalışırlar. İkrar sahiplerinde sevgi ve saygı bağı güçlendikçe, o toplumda haksızlığa yer verilmez.

 

Anadolu Kızılbaş Alevileri İKRAR deyimine kutsalık yüklemişler. Pir’e ikrar verilir, müsahibe ikrar verilir, kirveye ikrar verilir, kadın erkek birbirine ikrar verir, anne ve baba çocuklarına, çocuklarda anne ve babaya ikrar verir. Bireylerin hayatın her alanında karşılıklı güveni, inancı pekiştiren söz vermeye kutsallık yükleyerek ikrar deyimini kullanırlar ve o’na sadakatla bağlı kalırlar. 

 

Anadolu Kızılbaş Alevilerinde Ahlak ve İkrar denince, Mürşid’in her hal ve ahvalini bir bütün olarak kendilerine örnek alırlar.

 

Kendi peygamberlerini kendi içlerinden çıkaran bu yüce inancın Pirleri, güler yüzlü , güzel huylu, yumuşak kalbli, ağızlarından kem söz çıkmayanlardı. Bu her yönüyle kamil bir kişilige sahip Pirler, cömert, kibir bilmeyen, alçak gönüllü, sade bir hayatı olan, övülmekten hoşlanmayan, hoşsohbet, kendilerini ilgilendirmeyen işlerle uğraşmaktan kaçınan, lütüfkar, haksızlıklar karşısında hemen öfkelenmeyen, hoşgörülü davranan, zalimin  zülmüne karşı cesur tavırları ile talipleri için pek çok fedakarlıklara katlanıp umut ışığı olmuşlardır.                    

 

Alevi kadim Pirleri, sunni İslam inancındaki cennet ve cehennem olgusunu red etmişler. Onlar hayatı sevmişler ve her şeyin yalnız bu dünyada olduğuna inanarak ve onuda yaşayarak taliplerine telkinde bulunarak, hayatı ve yaşamı sevmelerini sağlıklı kalmalarını, canlarının kiymetini bilmelerini hep misaller vererek öğütlemişlerdir. Ruh ve beden olgusunu iyi kavrayan Alevi Pirleri, en büyük nimet canın sağlığıdır demişler. Bedenen rahat olmayı, ruhende rahat olmanın temel kuralı olarak bilmişler.

 

Anadoludaki  Alevi dergahlarında  yetişen ve yetkinleşen dervişler, Lokman Hekim gibi  taliplerin dertlerinin dermanı yaralarınında merhemi olmuşlardır. İnsan sağlığının korunmasıyla ilgili devamlı ilgilenmişlerdir. Dert sende, derman ise elindedir,  diyen dervişlerin sözlerini hep şiar edinen Aleviler kendi inançlarında, insan için mutluluk getiren, sağlığı korumanın simgesi olarak aydınlığı, hastalık ve kötülüklerin simgesi olarakta karanlığı göstermişler. Bu iki simgesel güç arasındaki savaşı, hep aydınlık kazandığı içindirki Alevilerin yönü ve yüzleri hep güneşe doğru olmuştur.

 

Toplumları oluşturan bireylerin bedensel ve ruhsal sağlığı iyi ise o toplum üretken ve mutludur. Aleviler inanç ve ibadetinin  merkezinde insandan başka bir varlık görmedikleri içindirki, bireylerin  kendilerini toplum hayatı için sorumsuz hissetmeleri felakettir buyurmuşlardır. Toplumu oluşturan aile bireylerinin dirlik ve düzenlilik içerisinde, sağlıklı olmaları topluma yansır. Aile bir okuldur, bu okuldaki hayatın bozulmaması için bireylerin, aklın yarattığı ahlak kurallarına, verdikleri ikrarlarında durmaları gerekir. Alevilikte soy kardeşliğinden daha ziyade, yol kardeşliğine yani ikrar kardeşligine daha çok önem vermişler.

 

İkrar kardeşlerinin biri birlerine iyi şekilde davranmalari Alevi Pirlerinin kesin buyruklarıdır. İkrar kardeşleri kendi aralarında ilişkileri geliştirerek birlik ve beraberlik, huzur dolu bir hayatı yaşamalıdırlar( Müsahiplik ) AABF büyük bir ailedir, bu aileyi oluşturan bireylerin biri birlerine ikrarları vardır.  Para, miras, servet, gibi maddi çıkarlar bu ikrar birlikteliğini sağlayan birlik ruhunu bozmamalıdır. Şan ve şöhret, bulunulduğu mevki ve makam kıskançlık sebebi olmamalıdır.

 

 Bu çatı altında bireylerden bazıları bilgi ve donanımlarıyla ön planda görülüyorlarsa bunlar diğerleri tarafından iftahar vesilesi sayılmalı, hor bakılmamalıdır. His ve heyacana kapılmadan, düşünerek,mevcut iradeyi en iyi şekilde kulanarak, mantıkları ile karar verenler YOL TV projesini başarıya ulaştırabilirler ve yanılmaktan kurtulurlar.

 

Kendimize hep örnek aldığımız Alevi Dervişleri gerek inanç ve ibadette olsun gerekse dergahlarda yaptıkları hizmetlerde olsun, ahlaki faziletlerin en büyüğü olan sebat ve metaneti göstermişler. Sebat ve metanet iyi düşünülerek verilen karardan bir daha dönmemektir. Bu yetkinlikte olanlar görüşlerinde kuvvetli, işlerinde başarılı, cesur ve yürekli olurlar. Ne sevinç, ne üzüntü ne de heyecan bir amaç için yola çıkanları kararından döndüremez. Temsil ettikleri topluluğa ve birlikte yürüdükleri yol arkadaşlarına cesaret ve güven kaynağı olurlar. Gönülleri ahlak ve fazilet güzellikleri ile yoğrulan ikrar sahiplerinin cümlesinin demine hüü… diyelim.

 

 

Hasan Kılavuz

 

 

Hamburg

 

02.11.06

 

09.01.2010 16:15 zaman: 9 Jahre

“Bunda kibir ile kin olmaz,

Hem sen olup hem ben olmaz,

Adem öldürsen kan olmaz,

Nefes öldürsen kan olur”


Hatayi